Kardeşime soru soruyorum part1(Kız, 6 yaşında, cevaplar tamamen onun😂🤞🏻) 1-Yiğit'i neden sevmiyorsun? -Daha dün oturduğu sofraya kalleşlik ettiği için. 2-Akçorada en sevdiğin söz? -Dokunma 3-Fatvius'u sevmesen kimi severdin? -Kendimi yerden yere çalarım o olmasaydı,o Bozdağ in da Allah cezasını versin 4-Dizide en sevdiğin hatun -Halime -Fatma -Nilüfer 5-Fatma da en sevdiğin söz? -Kudretimi mi küçümsersin 6-Orhan da en sevdiğin özellik? -Süpermen Yazıcıoğlu olması (attan ata atladığı sahneyi diyo kendisi🤘🏻😅) 7-Dursunda en sevdiğin özellik? -Yokki gelen geçen dayak atıyor nasıl olsun 8-Nilüfer hatun mu Bala hatun mu? -NilBal dedi birini seç dedim hadi bala olsun dedi. 9-Şükrü mü akçora mı? -İkisi aynı şey ama, şükrü zaten kendini oynadı hepsi oldaclama diyo (doğaçlamaydı ama neyse🤦🏻♀️) 10-Sence Sükcem var mı nerde karar verdin hangi kamera arkasında? -Röpörtaj çok yakınlar hele şükrünün gözü ve imza günün de dibine girmesi
Sevda kuşu 💗 Orhan Bey: "Şimdi..." "Fatma." "Baştan sona anlat." "Kim aldı sizi?" "Nereye götürdüler?" "Bala anamızın başına ne geldi?" Fatma derin bir nefes alır. Evrenos'un elini tutar. Sonra anlatmaya başlar. Fatma'nın esaret hikâyesi… Fatma: "Ağbey..." "Bala anamla birlikte Rumeli'den Bursa'ya dönüyorduk." "Yolumuz üzerinde bir saldırıya uğradık." Orhan öne eğilir. Orhan Bey: "Kimdi saldıranlar?" Fatma: "Bilmiyorum ağbey." "Bizans askeri değillerdi." "Mongol da değillerdi." "Üzerlerinde bildiğimiz birliğe ait işaret yoktu." "Fakat ne yaptıklarını biliyorlardı." "Önce bizi birbirimizden ayırdılar." "Sonra ikimizi de esir aldılar." Malhun Hatun'un yüzü gerilir. Malhun Hatun: "Bala Hatun'a zarar verdiler mi?" Fatma başını iki yana sallar. Fatma: "Anamı benden ayırdılar ana." "Sonrasında ne yaptıklarını bilmiyorum." "Onu bir daha göremedim." Alaaddin'in yüzü sertleşir. Alaaddin: "İkinizi nereye götürdüler?" Fatma: "Konstantinopolis'e." "Beni güneydeki zindana kapattılar." "Anamı ise kuzey tarafındaki zindana." Evrenos'un eli sıkılır. Evrenos: "Sen orada ne kadar kaldın?" Fatma: "Birkaç gün mü, daha fazla mı..." "Vakit hesabını kaybettim." "Zindanda güneşi göremiyordum." "Anamı bulmak için birkaç defa çıkmaya çalıştım." "Amma kuzey zindanına giden yolda çok muhafız vardı." "Tek başıma onu çıkaramayacağımı anladım." Orhan başını sallayarak dinler. Fatma: "Sonra bir fırsat buldum." "Bir Bizans askerinin kıyafetlerini ve miğferini alıp giydim." "Yüzümü gizleyerek muhafızların arasından geçtim." "At bulup şehirden uzaklaştım." "Gece karanlığında ormanda pusuya düşmekten korktum." "Bu yüzden kuytu bir yerde atımla birlikte sabahladım." Evrenos, Fatma'nın elini biraz daha sıkı tutar. Evrenos: "Bir daha tek başına öyle bir tehlikeye atılmayacaksın, Fatmam." Fatma ona bakar. Fatma: "Anamı orada bırakmak istemedim." Evrenos'un yüzü yumuşar. Evrenos: "Biliyorum." "Amma artık yalnız değilsin." Fatma başını sallayıp devam eder. Fatma: "Esir tutulduğumuz sırada bazı konuşmalar duydum." "Başlarındaki adamın adı Aleksan." "Adamları ona itaat ediyordu." "Ama kim olduklarını hâlâ tam olarak bilmiyorum." Orhan'ın gözleri kısılır. Orhan Bey: "Aleksan..." "Ne istermiş bizden?" Fatma derin bir nefes alır. Fatma: "Orhan Bey'den bir şey istediklerini duydum." "Bir de Alaaddin abimin adını söylediler." Alaaddin'in bakışları keskinleşir. Alaaddin: "Benim adımı mı?" Fatma: "He abi." "Sbil'ya'dan bahsediyorlardı." "Onun, Bursa'nın fethi sırasında senin evladını öldürdüğünü söylediler." Alaaddin'in yüzü bir anda değişir. Divanda sessizlik olur. Alaaddin: "Sbil'ya..." Orhan kardeşinin omzuna elini koyar. Orhan Bey: "Alaaddin..." Alaaddin derin bir nefes alır. Alaaddin: "Devam et bacım." Fatma başını sallar. Fatma: "Bana göre bu olayın hesabını sormak istiyorlar." "Amma yalnız bununla mı yetinecekler, bilmiyorum." "Bir de..." Fatma, Evrenos'a bakar. Fatma: "Flavius'un adını duydum." Evrenos'un yüzü ciddileşir. Evrenos: "Benim eski adımı mı?" Fatma: "He." "Flavius'un adını duyunca korktular." "Adamlarından biri, sana yakalanırsak başımıza gelecekleri söyledi." "Özellikle beni esir tuttukları için senden korkuyorlardı." Evrenos'un çenesi sıkılır. Evrenos: "Demek Fatma'yı ne kadar sevdiğimi biliyorlar..." "Amma Aleksan'ın bütün maksadını öğrenemedim." Orhan Bey ayağa kalkar. Orhan Bey: "Öyleyse mesele yalnız Sbil'ya'nın hesabı değil." "Bala anamızı ve Fatma'yı esir alarak bizi kendilerine boyun eğdirmek isterler." Alaaddin başını kaldırır. Alaaddin: "Evladımın başına gelenin hesabı sorulacak." "Amma bunu yaparken anamızı da kurtaracağız." Fatma hemen karşılık verir. Fatma: "Ben de onu derim abi." "Anamı orada bırakmayacağız." Malhun Hatun kızının elini tutar. Malhun Hatun: "Bala'yı geri alacağız kızım." "Ne gerekiyorsa yapacağız." Orhan Bey divandaki herkese bakar. Orhan Bey: "Öyleyse kararımız bellidir." "Evvela Aleksan'ın kim olduğunu öğreneceğiz." "Sonra Bala Hatun'u kurtarmak için hazırlık yapacağız." Evrenos bir adım öne çıkar. Evrenos: "Bey'im..." "Fatma'yı esir alanların peşini bırakmam." Orhan başını sallar. Orhan Bey: "Bırakmayacağız kardeşim." "Amma öfkeyle değil, akılla hareket edeceğiz." Dursun da öne çıkar. Dursun: "Buyruğunuzu beklerim Bey'im." Orhan elini haritanın üzerine koyar. Orhan Bey: "Öyleyse divan başlasın." "Bala anamızı bu ocaktan kimse unutmayacak."
Orhan Bey, başköşede oturmuş, önündeki haritanın üzerine eğilmiştir. Sağında Alaaddin, diğer yanında beyler ve alpler durmaktadır. Nilüfer Hatun ile Malhun Hatun da odadadır.
Günlerdir beklenen haber henüz gelmemiştir.
Orhan'ın gözü sık sık kapıya kayar.
Tam o sırada kapıdaki alp içeri girer. Saygıyla eğilip ellerini göğsünde birleştirir.
Alp: "Destûr, Orhan Bey'im."
Orhan başını kaldırır.
Orhan Bey: "De bakalım."
Alp: "Evrenos Bey geldi."
Bir an durur.
Sonra yüzünde bir tebessüm belirir.
Alp: "Yanında Fatma Hatun ve Dursun Bey de vardır."
Orhan'ın eli haritanın üzerinde hareketsiz kalır.
Başını hızla kaldırır.
Orhan Bey: "Fatma mı dedin?"
Alp: "He Bey'im."
"Fatma Hatun sağ salim geldi."
Orhan bir anda ayağa kalkar.
Önündeki harita kenara kayar. Fakat umurunda bile değildir.
Orhan Bey: "Kapıyı açın!"
"Bacımı içeri alın!"
Alaaddin de hemen ayağa kalkar. Gözleri kapıya çevrilmiştir.
Alaaddin: "Elhamdülillah..."
"Allah'ım, sana şükür."
Nilüfer Hatun ellerini göğsünde birleştirir. Gözleri dolmuştur.
Malhun Hatun ise sessizce başını eğer.
Malhun Hatun: "Çok şükür..."
"Çok şükür sağ salim dönmüş."
---
Divan kapısı…
Kapılar açılır.
Önce Dursun Bey içeri girer.
Ardından Evrenos Bey…
Ve nihayet Fatma Hatun görünür.
Üzerinde yolun tozu, yüzünde yorgunluk vardır. Buna rağmen başı dik, adımları kararlıdır.
Eşiği geçer geçmez gözleri ağabeyini bulur.
Fatma: "Ağbeyim..."
Orhan'ın yüzündeki bey ciddiyeti bir anda çözülür.
Bir an olduğu yerde kalır.
Sanki karşısındaki, günlerdir haberini beklediği bacısı değil de uzak diyarlardan geri dönmüş bir hatıradır.
Sonra hızla yürümeye başlar.
Orhan Bey: "Bacım!"
Fatma daha başka bir şey söyleyemeden Orhan onu kollarının arasına alır.
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Kardeşime soru soruyorum part1(Kız, 6 yaşında, cevaplar tamamen onun😂🤞🏻)
1-Yiğit'i neden sevmiyorsun?
-Daha dün oturduğu sofraya kalleşlik ettiği için.
2-Akçorada en sevdiğin söz?
-Dokunma
3-Fatvius'u sevmesen kimi severdin?
-Kendimi yerden yere çalarım o olmasaydı,o Bozdağ in da Allah cezasını versin
4-Dizide en sevdiğin hatun
-Halime
-Fatma
-Nilüfer
5-Fatma da en sevdiğin söz?
-Kudretimi mi küçümsersin
6-Orhan da en sevdiğin özellik?
-Süpermen Yazıcıoğlu olması (attan ata atladığı sahneyi diyo kendisi🤘🏻😅)
7-Dursunda en sevdiğin özellik?
-Yokki gelen geçen dayak atıyor nasıl olsun
8-Nilüfer hatun mu Bala hatun mu?
-NilBal dedi birini seç dedim hadi bala olsun dedi.
9-Şükrü mü akçora mı?
-İkisi aynı şey ama, şükrü zaten kendini oynadı hepsi oldaclama diyo (doğaçlamaydı ama neyse🤦🏻♀️)
10-Sence Sükcem var mı nerde karar verdin hangi kamera arkasında?
-Röpörtaj çok yakınlar hele şükrünün gözü ve imza günün de dibine girmesi
Bitti😎😘
1 hour ago | [YT] | 4
View 1 reply
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Yaa bakın dizi çok güzel şarkısı çok güzel konusu da güzel niye izlenmiyor ya lütfen izleyin lütfen
#KuzeyAlazlı#ZeyşanAlazlı#ZeyKuz#ErdemAdilce#MeltemAkçöl#finalolmasın
14 hours ago | [YT] | 4
View 4 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Orhan Bey:
"Şimdi..."
"Fatma."
"Baştan sona anlat."
"Kim aldı sizi?"
"Nereye götürdüler?"
"Bala anamızın başına ne geldi?"
Fatma derin bir nefes alır.
Evrenos'un elini tutar.
Sonra anlatmaya başlar.
Fatma'nın esaret hikâyesi…
Fatma:
"Ağbey..."
"Bala anamla birlikte Rumeli'den Bursa'ya dönüyorduk."
"Yolumuz üzerinde bir saldırıya uğradık."
Orhan öne eğilir.
Orhan Bey:
"Kimdi saldıranlar?"
Fatma:
"Bilmiyorum ağbey."
"Bizans askeri değillerdi."
"Mongol da değillerdi."
"Üzerlerinde bildiğimiz birliğe ait işaret yoktu."
"Fakat ne yaptıklarını biliyorlardı."
"Önce bizi birbirimizden ayırdılar."
"Sonra ikimizi de esir aldılar."
Malhun Hatun'un yüzü gerilir.
Malhun Hatun:
"Bala Hatun'a zarar verdiler mi?"
Fatma başını iki yana sallar.
Fatma:
"Anamı benden ayırdılar ana."
"Sonrasında ne yaptıklarını bilmiyorum."
"Onu bir daha göremedim."
Alaaddin'in yüzü sertleşir.
Alaaddin:
"İkinizi nereye götürdüler?"
Fatma:
"Konstantinopolis'e."
"Beni güneydeki zindana kapattılar."
"Anamı ise kuzey tarafındaki zindana."
Evrenos'un eli sıkılır.
Evrenos:
"Sen orada ne kadar kaldın?"
Fatma:
"Birkaç gün mü, daha fazla mı..."
"Vakit hesabını kaybettim."
"Zindanda güneşi göremiyordum."
"Anamı bulmak için birkaç defa çıkmaya çalıştım."
"Amma kuzey zindanına giden yolda çok muhafız vardı."
"Tek başıma onu çıkaramayacağımı anladım."
Orhan başını sallayarak dinler.
Fatma:
"Sonra bir fırsat buldum."
"Bir Bizans askerinin kıyafetlerini ve miğferini alıp giydim."
"Yüzümü gizleyerek muhafızların arasından geçtim."
"At bulup şehirden uzaklaştım."
"Gece karanlığında ormanda pusuya düşmekten korktum."
"Bu yüzden kuytu bir yerde atımla birlikte sabahladım."
Evrenos, Fatma'nın elini biraz daha sıkı tutar.
Evrenos:
"Bir daha tek başına öyle bir tehlikeye atılmayacaksın, Fatmam."
Fatma ona bakar.
Fatma:
"Anamı orada bırakmak istemedim."
Evrenos'un yüzü yumuşar.
Evrenos:
"Biliyorum."
"Amma artık yalnız değilsin."
Fatma başını sallayıp devam eder.
Fatma:
"Esir tutulduğumuz sırada bazı konuşmalar duydum."
"Başlarındaki adamın adı Aleksan."
"Adamları ona itaat ediyordu."
"Ama kim olduklarını hâlâ tam olarak bilmiyorum."
Orhan'ın gözleri kısılır.
Orhan Bey:
"Aleksan..."
"Ne istermiş bizden?"
Fatma derin bir nefes alır.
Fatma:
"Orhan Bey'den bir şey istediklerini duydum."
"Bir de Alaaddin abimin adını söylediler."
Alaaddin'in bakışları keskinleşir.
Alaaddin:
"Benim adımı mı?"
Fatma:
"He abi."
"Sbil'ya'dan bahsediyorlardı."
"Onun, Bursa'nın fethi sırasında senin evladını öldürdüğünü söylediler."
Alaaddin'in yüzü bir anda değişir.
Divanda sessizlik olur.
Alaaddin:
"Sbil'ya..."
Orhan kardeşinin omzuna elini koyar.
Orhan Bey:
"Alaaddin..."
Alaaddin derin bir nefes alır.
Alaaddin:
"Devam et bacım."
Fatma başını sallar.
Fatma:
"Bana göre bu olayın hesabını sormak istiyorlar."
"Amma yalnız bununla mı yetinecekler, bilmiyorum."
"Bir de..."
Fatma, Evrenos'a bakar.
Fatma:
"Flavius'un adını duydum."
Evrenos'un yüzü ciddileşir.
Evrenos:
"Benim eski adımı mı?"
Fatma:
"He."
"Flavius'un adını duyunca korktular."
"Adamlarından biri, sana yakalanırsak başımıza gelecekleri söyledi."
"Özellikle beni esir tuttukları için senden korkuyorlardı."
Evrenos'un çenesi sıkılır.
Evrenos:
"Demek Fatma'yı ne kadar sevdiğimi biliyorlar..."
"Amma Aleksan'ın bütün maksadını öğrenemedim."
Orhan Bey ayağa kalkar.
Orhan Bey:
"Öyleyse mesele yalnız Sbil'ya'nın hesabı değil."
"Bala anamızı ve Fatma'yı esir alarak bizi kendilerine boyun eğdirmek isterler."
Alaaddin başını kaldırır.
Alaaddin:
"Evladımın başına gelenin hesabı sorulacak."
"Amma bunu yaparken anamızı da kurtaracağız."
Fatma hemen karşılık verir.
Fatma:
"Ben de onu derim abi."
"Anamı orada bırakmayacağız."
Malhun Hatun kızının elini tutar.
Malhun Hatun:
"Bala'yı geri alacağız kızım."
"Ne gerekiyorsa yapacağız."
Orhan Bey divandaki herkese bakar.
Orhan Bey:
"Öyleyse kararımız bellidir."
"Evvela Aleksan'ın kim olduğunu öğreneceğiz."
"Sonra Bala Hatun'u kurtarmak için hazırlık yapacağız."
Evrenos bir adım öne çıkar.
Evrenos:
"Bey'im..."
"Fatma'yı esir alanların peşini bırakmam."
Orhan başını sallar.
Orhan Bey:
"Bırakmayacağız kardeşim."
"Amma öfkeyle değil, akılla hareket edeceğiz."
Dursun da öne çıkar.
Dursun:
"Buyruğunuzu beklerim Bey'im."
Orhan elini haritanın üzerine koyar.
Orhan Bey:
"Öyleyse divan başlasın."
"Bala anamızı bu ocaktan kimse unutmayacak."
16 hours ago | [YT] | 28
View 3 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Bursa Sarayı… Divan-ı Hümâyun…
Divan odasında ağır bir sessizlik vardır.
Orhan Bey, başköşede oturmuş, önündeki haritanın üzerine eğilmiştir. Sağında Alaaddin, diğer yanında beyler ve alpler durmaktadır. Nilüfer Hatun ile Malhun Hatun da odadadır.
Günlerdir beklenen haber henüz gelmemiştir.
Orhan'ın gözü sık sık kapıya kayar.
Tam o sırada kapıdaki alp içeri girer. Saygıyla eğilip ellerini göğsünde birleştirir.
Alp:
"Destûr, Orhan Bey'im."
Orhan başını kaldırır.
Orhan Bey:
"De bakalım."
Alp:
"Evrenos Bey geldi."
Bir an durur.
Sonra yüzünde bir tebessüm belirir.
Alp:
"Yanında Fatma Hatun ve Dursun Bey de vardır."
Orhan'ın eli haritanın üzerinde hareketsiz kalır.
Başını hızla kaldırır.
Orhan Bey:
"Fatma mı dedin?"
Alp:
"He Bey'im."
"Fatma Hatun sağ salim geldi."
Orhan bir anda ayağa kalkar.
Önündeki harita kenara kayar. Fakat umurunda bile değildir.
Orhan Bey:
"Kapıyı açın!"
"Bacımı içeri alın!"
Alaaddin de hemen ayağa kalkar. Gözleri kapıya çevrilmiştir.
Alaaddin:
"Elhamdülillah..."
"Allah'ım, sana şükür."
Nilüfer Hatun ellerini göğsünde birleştirir. Gözleri dolmuştur.
Malhun Hatun ise sessizce başını eğer.
Malhun Hatun:
"Çok şükür..."
"Çok şükür sağ salim dönmüş."
---
Divan kapısı…
Kapılar açılır.
Önce Dursun Bey içeri girer.
Ardından Evrenos Bey…
Ve nihayet Fatma Hatun görünür.
Üzerinde yolun tozu, yüzünde yorgunluk vardır. Buna rağmen başı dik, adımları kararlıdır.
Eşiği geçer geçmez gözleri ağabeyini bulur.
Fatma:
"Ağbeyim..."
Orhan'ın yüzündeki bey ciddiyeti bir anda çözülür.
Bir an olduğu yerde kalır.
Sanki karşısındaki, günlerdir haberini beklediği bacısı değil de uzak diyarlardan geri dönmüş bir hatıradır.
Sonra hızla yürümeye başlar.
Orhan Bey:
"Bacım!"
Fatma daha başka bir şey söyleyemeden Orhan onu kollarının arasına alır.
Sımsıkı sarılır.
Fatma da iki kolunu ağabeyinin boynuna dolar.
Fatma:
"Ağbeyim..."
Orhan'ın gözleri dolar.
Kardeşinin başını göğsüne bastırır, saçlarını okşar.
Sonra yüzünü iki avucunun arasına alıp alnından öper.
Bir yanağından, ardından diğer yanağından öper.
Orhan Bey:
"Canım bacım..."
"Kanım..."
"Ciğerim..."
"İyi misin sen?"
"Bir yerin incindi mi?"
"Sana bir şey ettiler mi?"
Fatma gözleri dolu dolu gülümser.
Fatma:
"İyiyim ağbey."
"İyiyim ben."
Orhan başını iki yana sallar. Sanki bu cevabı duymak yetmemiştir.
Kardeşinin yüzünü dikkatle inceler.
Orhan Bey:
"Şu yüzüne bakayım hele..."
"Yorgun düşmüşsün."
"Yol seni tüketmiş."
Sonra yeniden sarılır.
Orhan Bey:
"Ah benim bacım..."
"Ben seni nerelerde aramadım!"
"Her haber geldiğinde yüreğim ağzıma geldi."
"Bir an seni bir daha göremeyeceğim sandım."
Fatma ağabeyinin sırtını okşar.
Fatma:
"Ağbey..."
"Ben geldim işte."
Orhan onun başını öper.
Orhan Bey:
"Geldin ya..."
"Gayrı gerisi mühim değil."
Bir süre daha kardeşini bırakmaz.
Divandaki beyler sessizce beklemektedir. Hiçbiri bu kavuşmayı bölmeye cesaret edemez.
Alaaddin'in gözleri de dolmuştur. Kendini tutmaya çalışsa da sonunda öne çıkar.
Alaaddin:
"Bacım..."
Fatma ağabeyinin sesini duyunca Orhan'ın kollarından ayrılır.
Alaaddin'e döner.
Fatma:
"Abi!"
Alaaddin kollarını açar.
Fatma hemen ona sarılır.
Alaaddin kardeşini sıkıca kucaklar, bir eliyle başını okşar.
Alaaddin:
"Bre bacım..."
"Bizi ne hâllere koydun sen!"
Fatma hafifçe güler.
Fatma:
"Ben ne ettim abi?"
Alaaddin geri çekilip onun yüzüne bakar.
Alaaddin:
"Bir de sorar!"
"İnsan ağabeylerini böyle korkutur mu?"
Fatma gülümseyerek başını eğer.
Fatma:
"İstemeden oldu."
Alaaddin onun alnından öper.
Alaaddin:
"Yeter ki sağ ol."
"Gerisi gelir."
---
Nilüfer Hatun ile kavuşma…
Nilüfer Hatun daha fazla bekleyemez.
Yavaşça yaklaşır.
Fatma onu görünce yüzünde içten bir tebessüm belirir.
Fatma:
"Nilüfer yengem..."
Nilüfer iki kolunu açar.
Fatma ona sarılır.
Nilüfer, Fatma'nın başını okşar. Gözlerinden yaşlar süzülmektedir.
Nilüfer Hatun:
"Canım kızım..."
"Allah'a şükür seni yeniden gördüm."
"Her gece senin için dua ettim."
Fatma da yengesine sıkıca sarılır.
Fatma:
"Ben de sizi çok özledim."
Nilüfer geri çekilip Fatma'nın yüzünü inceler.
Nilüfer Hatun:
"İyi misin?"
Fatma başını sallar.
Fatma:
"İyiyim yengem."
Nilüfer onun alnına bir öpücük kondurur.
Nilüfer Hatun:
"Şükürler olsun."
"Şükürler olsun Rabbime."
---
Malhun Hatun…
Malhun Hatun da yerinden kalkar.
Fatma'nın karşısında durur.
Bir an ikisi de konuşamaz.
Malhun elini uzatıp kızının yanağına dokunur.
Malhun Hatun:
"Fatma'm..."
Fatma başını eğerek annesinin elini öper.
Fatma:
"Ana..."
Malhun onu kendine çekip bağrına basar.
Malhun Hatun:
"Affet beni kızım."
"Burada seni beklerken..."
"Her kapı açıldığında seni getirdiler sandım."
Fatma annesine sarılır.
Fatma:
"Anacığım..."
"Ben geldim."
Malhun kızının saçlarını okşar.
Malhun Hatun:
"Hoş geldin."
"Yuvana hoş geldin."
---
Evrenos Bey…
Bütün bu kavuşmayı biraz geride durmuş izleyen Evrenos'un gözleri dolar.
Fatma'nın ailesine yeniden kavuştuğunu görmek, onun yüreğine de ferahlık verir.
Fakat Orhan Bey bir süre sonra başını kaldırıp ona döner.
Bakışları buluşur.
Orhan'ın yüzündeki duygu bu kez Evrenos'a yönelmiştir.
Orhan Bey:
"Evrenos!"
Evrenos hemen doğrulur.
Evrenos:
"Buyur Bey'im."
Orhan yanına yürür.
Bir an karşısında durur.
Sonra iki kolunu açar.
Orhan Bey:
"Gel buraya, kardeşim."
Evrenos'un boğazı düğümlenir.
Yaklaşır ve Orhan'a sarılır.
Orhan onu sımsıkı kucaklar, sırtını birkaç kez sıvazlar.
Orhan Bey:
"Allah senden razı olsun."
"Bacımı sağ salim getirdin."
Evrenos başını eğer.
Evrenos:
"Fatma benim canımdır, Bey'im."
"Onu korumak benim borcumdur."
Orhan geri çekilip iki eliyle Evrenos'un omuzlarını tutar.
Orhan Bey:
"Yalnız senin değil."
"Bizim de canımızdır."
"Sen de bu ocağın evladısın."
Evrenos'un gözleri dolar.
Evrenos:
"Sağ olasın Bey'im."
Orhan onun omzuna vurur.
Orhan Bey:
"Haydi."
"Şimdi hepiniz oturun."
"Yol yorgunusunuz."
"Bir soluklanın."
Ardından yüzü ciddileşir.
Orhan Bey:
"Amma..."
"Bala anamız hâlâ düşmanın elindedir."
Divandaki neşe bir anda yerini sessiz bir kararlılığa bırakır.
Fatma ağabeyinin yanına gelir.
Fatma:
"Ağbey..."
"Anamızı orada bırakmayacağız."
Orhan başını sallayarak cevap verir.
Orhan Bey:
"Bırakmayacağız bacım."
"Yemin olsun..."
"Onu da bu ocağa geri getireceğiz."
Divan odasındaki herkes aynı kararlılıkla başını sallar.
Orhan Bey:
"Öyleyse..."
"Şimdi anlatın."
"Konstantinopolis'te neler oldu?"
"Ve Bala anamızı nasıl kurtaracağız?"
Fatma, Evrenos'a bakar.
Evrenos da ona.
Yorgundurlar.
Ama artık yalnız değillerdir.
Bala Hatun'u kurtarmak için bütün Bursa ayağa kalkacaktır.
16 hours ago | [YT] | 22
View 1 reply
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Rumeli'ye yakın orman... Şafak vakti...
Evrenos, Fatma ve Dursun atlarıyla Konstantinopolis'e doğru ilerlemek üzeredir.
Evrenos'un gözü bir an bile Fatma'dan ayrılmaz.
Tam atına binmek üzereyken...
Uzaktan nal sesleri duyulur.
Dursun hemen elini kılıcının kabzasına götürür.
Dursun:
"Komutanım!"
"Birisi gelir!"
Evrenos hızla arkasını döner.
Ormanın içinden bir alp çıkagelir. Atı ter içindedir; kendisi de nefes nefesedir.
Alp, Evrenos'u görünce atından iner.
Alp:
"Dursun Bey!"
Dursun hemen yanına gider.
Dursun:
"Ne oldu?"
"Niye böyle acele edersin?"
Alp nefesini toparlamaya çalışır.
Alp:
"Orhan Bey'den haber getirdim!"
Evrenos'un yüzü bir anda ciddileşir.
Evrenos:
"Orhan Bey mi?"
"Ne haberi?"
Alp, önce Dursun'a bakar.
Alp:
"Buyruk Dursun Bey'e verildi."
"Orhan Bey, haberi Evrenos Bey'e ulaştırmamı da söyledi."
Dursun elini uzatır.
Dursun:
"Ver hele!"
Alp, kuşağının arasından mühürlü mektubu çıkarıp Dursun'a uzatır.
Dursun mektubu alır.
Mührü görünce yüzündeki ifade değişir.
Dursun:
"Bu Orhan Bey'in mührüdür."
Evrenos hemen yanlarına gelir.
Evrenos:
"Dursun."
"Ne yazmış Bey'im?"
Dursun mektubu açar.
Hızla göz gezdirir.
Okudukça kaşları çatılır.
Evrenos:
"Dursun!"
"Ne yazar orada?"
Dursun başını kaldırır.
Dursun:
"Komutan..."
"Orhan Bey bizi acilen Bursa'ya çağırır."
Evrenos'un yüzü gerilir.
Evrenos:
"Bursa'ya mı?"
"Amma Bala ana hâlâ Konstantinopolis'te!"
Fatma da hemen söze girer.
Fatma:
"Ben Bursa'ya dönmem!"
"Anamı orada bırakmam!"
Evrenos elini kaldırarak Fatma'yı sakinleştirmeye çalışır.
Evrenos:
"Dur, Fatmam."
"Önce bir öğrenelim."
Sonra Dursun'a döner.
Evrenos:
"Devam et."
Dursun mektuba yeniden bakar.
Dursun:
"Orhan Bey şöyle buyurmuş..."
'Evrenos!
Fatma'nın sağ olduğunu öğrendim. Dursun'un sana ulaşacağını umarım.
Bala Hatun'un da Konstantinopolis'te tutulduğunu haber aldık.
Lakin düşman yalnız size değil, Bursa'ya da yönelir.
Derhâl Bursa'ya dönmeniz gerekir.
Yeni haberler vardır. Divan kurulacak.
Bala Hatun'u kurtarmak için de hazırlık yapılacaktır.
Vakit kaybetmeden gelin.
Orhan Bey.'
Dursun mektubu indirir.
Ormanın içine sessizlik çöker.
Fatma'nın gözleri dolar.
Fatma:
"Yani..."
"Anamı kurtarmak için Bursa'ya mı gideceğiz?"
Evrenos derin bir nefes alır.
Bir süre hiçbir şey söylemez.
Sonra Fatma'nın yanına gelir.
Evrenos:
"Fatmam..."
"Orhan Bey boş yere çağırmaz."
"Demek ki bilmediğimiz bir şey var."
Fatma başını iki yana sallar.
Fatma:
"Amma ya anamın başına bir şey gelirse?"
Evrenos onun ellerini tutar.
Evrenos:
"Gelmez."
"Onu kurtaracağız."
"Amma bunu başımıza buyruk hareket ederek değil..."
"Birlikte, akılla yapacağız."
Fatma gözlerini siler.
Fatma:
"Peki ya vakit kaybedersek?"
Dursun araya girer.
Dursun:
"Fatma Hatun, Orhan Bey'in çağrısı yalnız bir davet değildir."
"Bir tehlike var ki bizi geri ister."
Evrenos başını sallayarak alpine döner.
Evrenos:
"Alp!"
Alp:
"Buyur komutanım!"
Evrenos:
"Orhan Bey'in başka bir buyruğu var mı?"
Alp hemen cevap verir.
Alp:
"Var komutanım."
"Orhan Bey özellikle şunu söyledi..."
"'Evrenos, Fatma'yı yanından ayırmasın. İkisi de sağ salim Bursa'ya dönsün.'"
Evrenos'un bakışları Fatma'ya döner.
Fatma ise kollarını bağlamış, kararlı bir şekilde durmaktadır.
Fatma:
"Benim için ayrıca buyruk göndermesine gerek yok."
"Ben de geleceğim."
"Amma önce bir şeyi bilelim."
Evrenos kaşlarını kaldırır.
Evrenos:
"Neyi?"
Fatma gözlerini Konstantinopolis'in surlarına çevirir.
Fatma:
"Anamı kurtarmak için Bursa'da ne hazırlıyorlar?"
"Ve..."
"Biz dönene kadar anamı nasıl sağ tutacağız?"
Dursun sessizce Evrenos'a bakar.
Evrenos'un yüzü ciddileşir.
Evrenos:
"Haklısın."
"Öyleyse Bursa'ya gideriz."
"Orhan Bey'le konuşuruz."
"Ardından Bala anamızı kurtarmak için ne gerekiyorsa yaparız."
Fatma başını sallar.
Fatma:
"Ben de gelirim."
Evrenos hafifçe gülümser.
Evrenos:
"Zaten seni burada bırakacağımı kim söyledi, cenk meraklısı hatunum?"
Fatma ona yan gözle bakar.
Fatma:
"İyi."
"Sonra bana 'sen geride dur' demeyesin."
Dursun iç çeker.
Dursun:
"Allah yardımcımız olsun."
"Bir tarafta Orhan Bey'in buyruğu..."
"Öbür tarafta iki zır deli..."
Evrenos hemen Dursun'a döner.
Evrenos:
"İki mi?"
Dursun, Fatma'ya bakar.
Sonra Evrenos'a döner.
Dursun:
"Üç de diyebilirdim komutanım."
Alp gülümsemesini gizlemeye çalışır.
Fatma kahkaha atar.
Evrenos başını iki yana sallayıp atına biner.
Evrenos:
"Haydi!"
"Bursa'ya!"
"Atları dinlendirmeden sürmeyeceğiz; ama vakit de kaybetmeyeceğiz!"
Dursun ile alp de atlarına biner.
Fatma, atına binmeden önce son kez Konstantinopolis'e bakar.
İçinden yalnızca bir şey geçirir:
'Dayan anam... Geliyoruz.'
Sonra atına atlar.
Üç at, sabah sisinin içinde Bursa yoluna düşer.
Fakat Bursa'da onları bekleyen haberin, bütün planlarını değiştireceğinden henüz haberleri yoktur...
16 hours ago | [YT] | 15
View 1 reply
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Fatma'nın gözleri dolar.
Hemen doğrulmaya çalışır.
Yarası sızlayınca yüzünü buruşturur ama durmaz.
Fatma:
"Evrenos..."
Sesini yükseltir.
Fatma:
"EVRENOS!"
Atının yanından kalkar.
Birkaç adım sonra ağaçların arasından atlıları görür.
En önde...
Evrenos vardır.
Fatma'nın nefesi kesilir.
Bir an olduğu yerde kalır.
Sonra bütün gücüyle bağırır.
Fatma:
"EVRENOS!"
Evrenos sesi duyar duymaz atını durdurur.
Başını hızla sesin geldiği yöne çevirir.
Evrenos:
"Fatma?!"
Ağaçların arasından miğferli bir asker çıkar.
Evrenos kılıcına davranacak gibi olur.
Fakat asker bir anda miğferini çıkarır.
Uzun saçları omuzlarına dökülür.
O masmavi gözler...
Evrenos'un nefesi kesilir.
Evrenos:
"...Fatma?"
Fatma gözyaşları içinde ona doğru koşar.
Fatma:
"EVRENOS!"
Evrenos attan iner.
Fatma son birkaç adımı da koşarak geçer ve kendisini onun kollarına bırakır.
Evrenos onu sımsıkı sarar.
Bir eliyle başını tutar, diğer eliyle sırtını kavrar.
Sanki bir daha kaybolmasından korkuyormuş gibi onu bırakmaya cesaret edemez.
Evrenos:
"Fatmam!"
"Ömrüm!"
"Her şeyim!"
Fatma yüzünü onun göğsüne gömer.
Bir eliyle kaftanını sıkıca tutar.
Fatma:
"Evrenos..."
"Evrenos'um..."
Evrenos onu biraz kendinden uzaklaştırır.
İki eliyle yüzünü tutar.
Gözleri Fatma'nın yüzünde, omuzlarında, kollarında gezinir.
Evrenos:
"Neredeydin sen?"
"Neredeydin canım benim?"
"Ben seni her yerde aradım!"
"Bir sesini duymak için..."
"Bir izini bulmak için..."
"Yemin ederim aklımı kaybedecektim!"
Fatma ağlamaktan konuşmakta zorlanır.
Evrenos başını iki yana sallar.
Evrenos:
"Bir daha yanımdan ayrılma."
"Duydun mu beni?"
"Bir daha!"
Sonra yüzünü dikkatle inceler.
Evrenos:
"İyi misin?"
"Bir şeyin var mı?"
"Yaran nerede?"
"Bir yerin acıyor mu?"
Fatma cevap vermeye çalışır.
Rumeli'ye yakın orman... Şafak vakti...
Evrenos hâlâ Fatma'ya sarılmıştır.
Sanki bir an olsun bıraktığında yeniden gözden kaybolacakmış gibi kollarını gevşetemez.
Fatma da yüzünü onun göğsüne yaslamış, gözlerini kapatmıştır.
Evrenos:
"Fatmam..."
"Ömrüm..."
"Her şeyim..."
"Ben seni bir daha göremeyeceğim sandım."
Fatma başını kaldırır.
Fatma:
"Buradayım Evrenos."
"Bak..."
"İyiyim."
Evrenos onun yüzünü iki avucunun arasına alır. Gözleriyle yüzünü inceler; alnına, yanaklarına, kollarına bakar.
Evrenos:
"İyi misin sahiden?"
"Bir yerin ağrır mı?"
"Sana bir şey ettiler mi?"
Fatma başını iki yana sallar.
Fatma:
"Yok bir şeyim."
"İyiyim ben."
Evrenos kaşlarını çatar.
Evrenos:
"Fatma Hatun..."
"Beni kandırmaya kalkma."
"Seni bilmez miyim ben?"
Fatma gülümsemeye çalışır.
Fatma:
"Kandırmıyorum seni."
"Yalnızca çok yoruldum."
"Bir de geceyi ormanda geçirdim."
"İnsan biraz bitkin düşmez mi?"
Evrenos'un yüzündeki endişe biraz olsun azalır.
Evrenos:
"He..."
"Orası doğru."
"Amma seninle bir daha böyle karşılaşmak istemem."
Fatma hafifçe gülümser.
Fatma:
"İnşallah istemezsin."
Evrenos onu yeniden kendine çeker.
Evrenos:
"Bir daha benden habersiz gitmek yok."
Fatma başını göğsünden kaldırır.
Fatma:
"Evrenos..."
"Bala anamı bırakıp gelemezdim."
"Çok uğraştım onu çıkarmak için."
"Amma kuzeydeki zindanın kapısında nöbetçiler vardı."
"Tek başıma yapamadım."
"Ben de yardım getirmek için kaçtım."
Evrenos'un çenesi sıkılır.
Bir an gözlerini kapatır, öfkesini bastırmaya çalışır.
Evrenos:
"İyi ki kaçmışsın."
"Yoksa seni de orada tutacaklardı."
Fatma hemen onun elini tutar.
Fatma:
"Amma şimdi ne yapacağız?"
"Anam hâlâ onların elinde."
Evrenos'un bakışları bir anda değişir.
Az önce Fatma'yı bulmanın verdiği rahatlık, yerini yeniden kararlılığa bırakır.
Evrenos:
"Onu orada bırakmayacağız."
"Ne pahasına olursa olsun, Bala anamızı çıkaracağız."
Fatma'nın gözleri dolar.
Fatma:
"Evrenos..."
"Ya ona bir şey yaptılarsa?"
Evrenos hemen başını iki yana sallar.
Evrenos:
"Yapmayacaklar."
"Bak, seni de öldürmemişler."
"Demek ki bizi kullanmak için sağ tutuyorlar."
"Anana da zarar vermeyecekler."
Fatma derin bir nefes alır.
Fatma:
"İnşallah..."
Tam o sırada Dursun yanlarına yaklaşır.
Dursun:
"Komutanım."
"Atlar hazır."
"Bir de..."
"Şu Bizans askerinin kıyafetleri nereden çıktı?"
Fatma başındaki miğfere bakar.
Sonra Dursun'a döner.
Fatma:
"Zindandan çıkmak için giydim."
Dursun hayretle gözlerini büyütür.
Dursun:
"Hatun..."
"Sen tek başına Bizans askerlerinin arasından mı geçtin?"
Fatma omuz silker.
Fatma:
"Başka çarem yoktu."
Dursun başını iki yana sallar.
Dursun:
"Komutanım..."
"Ben sizin deliliğinize alışmıştım."
"Meğer Fatma Hatun da sizden aşağı kalmazmış."
Evrenos, Fatma'ya bakıp gururla gülümser.
Evrenos:
"Ne sandın Dursun?"
"Benim hatunum o."
Fatma hemen Evrenos'a döner.
Fatma:
"Hele bak hele!"
"Daha demin bana kızarsın."
"Şimdi de övünürsün."
Evrenos güler.
Evrenos:
"İkisi ayrı şeyler, Fatmam."
"Sana kızarım..."
"Amma seninle de gurur duyarım."
Fatma'nın yüzüne sıcak bir tebessüm yayılır.
Dursun başını iki yana sallayarak atlara doğru yürür.
Dursun:
"Haydi."
"Siz böyle konuşmaya devam edin."
"Ben de gidip Bala Hatun'u tek başıma kurtarayım."
Evrenos hemen arkasından seslenir.
Evrenos:
"Heey!"
"Dur bre!"
Dursun arkasını dönüp sırıtır.
Dursun:
"Ne oldu komutanım?"
Evrenos Fatma'nın elini tutar.
Evrenos:
"Biz de geliriz."
"Sen önden git de yolu göster."
Dursun kahkaha atar.
Dursun:
"İşte benim komutanım!"
---
Orman yolu...
Üçü atlarına biner.
Evrenos, Fatma'nın atının yanına yaklaşır.
Bir süre onu göz ucuyla takip eder.
Fatma bunu fark edince başını çevirir.
Fatma:
"Ne bakarsın?"
Evrenos:
"Bir şey yok."
Fatma:
"Evrenos!"
Evrenos hafifçe gülümser.
Evrenos:
"İyi olduğundan emin olurum."
Fatma gözlerini devirir.
Fatma:
"İyiyim dedim ya!"
Evrenos:
"He gülüm."
"Sen öyle deyince insanın içi rahatlıyor zaten."
Fatma gülmemek için dudaklarını birbirine bastırır.
Fatma:
"Zır deli..."
Evrenos'un yüzünde tanıdık bir tebessüm belirir.
Evrenos:
"İşte..."
"Bu sesi özledim."
Fatma ona bakar.
Fatma:
"Neyi?"
Evrenos:
"Bana zır deli deyişini."
"Sesini..."
"Gülüşünü..."
"Her şeyini özledim."
Fatma'nın gözleri dolar ama belli etmez.
Yoluna bakarak atını sürmeye devam eder.
Fatma:
"Ben de seni özledim."
Evrenos bir süre sessizce yanında ilerler.
Sonra sesi ciddileşir.
Evrenos:
"Fatmam..."
"Şimdi dikkatli olacağız."
"Konstantinopolis'e üç kişi gireceğiz."
"Amma oradan üç kişi çıkacağız."
Fatma başını kararlılıkla sallar.
Fatma:
"Üç kişi değil, dört kişi çıkacağız."
"Bala anam da bizimle gelecek."
Evrenos ona bakıp gülümser.
Evrenos:
"He."
"Dört kişi."
"Allah'ın izniyle."
---
Konstantinopolis... Kuzey zindanı...
Zindanın soğuk taş duvarları arasında Bala Hatun oturmaktadır.
Yorgundur.
Ama dimdik durur.
Kapının ardından gelen ayak seslerini duyunca başını kaldırır.
İki muhafız geçip gider.
Bala derin bir nefes alır.
Bala Hatun (içinden):
"Fatma'm..."
"Neredesin kızım?"
Kızının kurtulmuş olabileceğini düşünmek ister.
Fakat emin değildir.
Bir süre sonra koridordan yeni sesler gelir.
Bu kez muhafızların konuşmaları daha telaşlıdır.
Muhafızlardan biri:
"Kaçan asker hâlâ bulunamadı mı?"
Diğeri:
"Hayır."
"İmparatorun adamları bütün kapıları arar."
Bala Hatun'un gözleri bir anda parlar.
Fatma kaçmıştı!
Bunu kesin olarak bilmese de kalbi ona öyle söyler.
Dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm belirir.
Bala Hatun (içinden):
"Aferin sana kızım..."
"Şimdi yardım bul."
"Anan seni bekler."
---
Ormanın kıyısı...
Evrenos, Fatma ve Dursun şehre yaklaşırken atlarını yavaşlatırlar.
Evrenos uzaktaki surlara bakar.
Evrenos:
"Dursun."
"Önce şehre girmenin yolunu bulacağız."
"Fatma'nın çıktığı kapıyı öğrenelim."
"Sonra kuzey zindanına varacağız."
Dursun başını sallar.
Dursun:
"Anlaşıldı komutanım."
Fatma atının üzerinde doğrulur.
Bakışları surlara kilitlenmiştir.
Fatma:
"Evrenos..."
"Anamı orada bırakmayacağım."
Evrenos elini uzatır.
Fatma da elini onun eline koyar.
Evrenos:
"Biliyorum, Fatmam."
"Ben de seni bir daha yalnız bırakmayacağım."
Birbirlerine kısa bir an bakarlar.
Sonra üçü de yeniden surlara döner.
Bu kez hedefleri bellidir.
Bala Hatun'u kurtaracaklardır.
Ve Konstantinopolis'te kimse, Fatma'nın kaçıp yardım getirdiğini henüz bilmemektedir...
16 hours ago | [YT] | 15
View 0 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Konstantinopolis... Güney Zindanı... Gece yarısı...
Zindan sessizliğe gömülmüştür.
Koridorlarda yalnızca nöbetçilerin ağır adımları duyulur. Hücrelerin çoğunda esirler uykuya dalmıştır.
Fatma ise gözlerini açar.
Bir süredir uyuyamamaktadır. Midesindeki bulantı dinmemiş, yarası da hâlâ sızlamaktadır.
Yavaşça doğrulur.
Gözleri demir kapıya kayar.
Fatma (içinden):
"Ana..."
"Seni burada bırakıp gidemem."
Ayağa kalkar. Kapının önüne gelir, koridoru dinler.
Bir süre sonra nöbetçilerin uzaklaştığını fark eder.
Fatma fırsatı kaçırmaz.
Gece boyunca bir yol bulmak için uğraşır. Birkaç kez koridora çıkmayı başarır; ancak kuzey zindanına giden kapıların başında nöbetçiler vardır.
Her seferinde geri çekilmek zorunda kalır.
Bir ara kuzey tarafına açılan geçide kadar ulaşır.
Kapının ardındaki nöbetçileri görünce olduğu yerde durur.
İçeri girmeye kalksa yakalanacaktır.
Fatma (fısıltıyla):
"Yok..."
"Bu iş böyle olmayacak."
Bir eliyle duvara tutunur.
Hem yorgun hem de yaralıdır.
Ama vazgeçmek istemez.
Fatma:
"Ana'yı burada bırakamam."
Tam yeniden ilerleyecekken koridorun öbür ucundan ayak sesleri gelir.
Fatma hızla karanlık bir girintiye çekilir.
İki asker yanından geçer.
Askerlerden biri:
"Şu güney hücrelerini de kontrol edin."
"Emir var."
Fatma nefesini tutar.
Askerlerin uzaklaşmasını bekler.
Ardından sessizce geri döner.
Bir kez daha denemek ister...
Fakat kuzey geçidindeki nöbetçiler hâlâ yerindedir.
Fatma gözlerini kapatır.
Fatma (içinden):
"Şimdi yakalanırsam..."
"Ana'ya da ulaşamam."
"Dışarı çıkıp yardım bulmalıyım."
Bu düşünce canını acıtır.
Anasını bırakmak istememektedir.
Ama burada kalırsa ikisini birden kurtaracak bir yol bulamayacağını da anlamıştır.
---
Konstantinopolis... Asker odası...
Fatma, bir fırsatını bulup askerlerin bulunduğu bölüme ulaşır.
Ortalık sakindir.
Bir kenarda duran Bizans askerî kıyafetlerini görür.
Bir süre tereddüt eder.
Sonra elini uzatır.
Kıyafeti giyer, başına miğferini geçirir. Yüzünü gölgede bırakacak şekilde miğferini düzeltir.
Belindeki kılıcı kuşanır.
Üzerindeki kıyafet yarasını gizlemektedir; ancak yürürken çektiği acı hâlâ hissedilir.
Fatma kılıcının kabzasını kontrol eder.
Sonra kapıya yönelir.
Fatma (kendi kendine):
"Şimdi..."
"Kimse yüzümü görmeyecek."
"Bir çıkayım."
"Sonra yardım bulup anamı alacağım."
Bir an durur.
Fatma:
"Dayan ana..."
"Geliyorum."
---
Konstantinopolis... Şehir kapısı...
Gece iyice kararmıştır.
Fatma, başını öne eğerek askerlerin arasından geçer.
Bir nöbetçi önünü keser.
Nöbetçi:
"Sen!"
Fatma durur.
Kalbi hızla atmaktadır.
Fatma:
"Ne var?"
Sesini olabildiğince kalınlaştırır.
Nöbetçi miğferine bakar.
Nöbetçi:
"Bu saatte nereye?"
Fatma hiç beklemeden cevap verir.
Fatma:
"Dışarıdaki devriyeye katılacağım."
"Emir var."
Nöbetçi bir süre onu süzer.
Sonra eliyle geçişine izin verir.
Nöbetçi:
"Haydi."
"Vakit kaybetme."
Fatma başını hafifçe eğer.
Fatma:
"Eyvallah."
Kapıdan çıkar çıkmaz derin bir nefes alır.
Arkasına bakar.
Konstantinopolis'in surları karanlığın içinde yükselmektedir.
Fatma'nın gözleri dolar.
Fatma (içinden):
"Ana..."
"Seni bırakmak istemedim."
"Amma seni kurtarmak için yardım bulmalıyım."
Hızla yakındaki atların bulunduğu yere gider.
Kendisine uygun bir at seçer.
Dizginleri eline alır ve atına biner.
Ardından karanlık yola koyulur.
---
Orman yolu... Gecenin ilerleyen saatleri...
Fatma atını Rumeli yönüne doğru sürmektedir.
Yol karanlıktır.
Ağaçların dalları ay ışığını keser.
Bir süre sonra atının hızını düşürür.
Etrafı dinler.
Her çıtırtıda eli kılıcına gider.
Fatma:
"Bir pusuya daha düşmeyeceğim."
Yolun iki yanını dikkatle inceler.
Ardından ormanın daha kuytu bir bölümüne girer.
Burada sık ağaçlar ve büyük kayalar vardır. Yolun dışından kolay kolay fark edilmezler.
Fatma atından iner.
Atının boynunu okşar.
Fatma:
"Karayel..."
"Bu gece burada dinleneceğiz."
At hafifçe kişner.
Fatma'nın dudaklarında yorgun bir tebessüm belirir.
Fatma:
"Ne edeyim?"
"Ben de yoruldum."
Atını ağacın yanına götürür.
Kendisi de büyük bir ağacın dibine oturur.
Yarasının sızısı artmıştır.
Başını dik tutmaya çalışsa da gözleri ağırlaşmaktadır.
Bir eliyle miğferini çıkarır.
Sonra başını atının yanına, boynuna yakın bir yere yaslar.
Karayel kıpırdamadan durur.
Fatma gözlerini kapatır.
Fatma (fısıltıyla):
"Biraz dinleneyim..."
"Sabah olur olmaz..."
"Rumeli'ye ulaşırım."
Bir süre sonra uykuya dalar.
Orman sessizdir.
Gece ağır ağır geçer.
---
Rumeli'ye yakın orman... Sabahın ilk ışıkları...
Gökyüzü henüz tam aydınlanmamıştır.
Ağaçların arasından ince bir sabah ışığı süzülür.
Uzaklardan at sesleri duyulur.
Bir grup atlı orman yolunda ilerlemektedir.
En önde Evrenos vardır.
Yüzü yorgun, gözleri uykusuzluktan kızarmıştır.
Yanında Dursun ve birkaç alp bulunur.
Evrenos bütün gece Fatma'yı aramıştır.
Ne zaman yol kenarında bir iz görse atını durdurmuş...
Ne zaman uzaktan bir ses duysa başını kaldırmıştır.
Ama hiçbir yerde Fatma'yı bulamamıştır.
Atını biraz daha hızlandırır.
Evrenos:
"Fatma!"
"Fatmaaaa!"
Sesi ağaçların arasında yankılanır.
Dursun:
"Fatma Hatun!"
"Sesimizi duyuyorsan cevap ver!"
Atlılar farklı yönlere bakarak ilerler.
Evrenos'un sesi yeniden yükselir.
Evrenos:
"FATMAAA!"
"FATMA'M!"
---
Ormanın kuytu köşesi...
Fatma bir anda gözlerini açar.
Başını kaldırır.
İlk başta nerede olduğunu anlamaya çalışır.
Sonra uzaktan gelen sesi duyar.
Evrenos'un sesi:
"Fatmaaaa!"
Fatma donup kalır.
Bir an bunun yorgunluktan gördüğü bir hayal olduğunu sanır.
Nefesini tutar.
Sonra ses yeniden duyulur.
Evrenos:
"FATMA!"
17 hours ago | [YT] | 16
View 0 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
---
Konstantinopolis... Kuzey Zindanı...
Şehrin diğer ucundaki kuzey zindanında Bala Hatun da tek başınadır.
Hücresi Fatma'nınkinden uzaktadır.
Aralarında kalın duvarlar, uzun koridorlar ve kilitli kapılar vardır.
Birbirlerinin sesini duymaları mümkün değildir.
Bala Hatun duvarın dibinde oturmuş, elini göğsüne koymuştur.
Henüz tam iyileşmemiş bedeni bu yolculuktan sonra iyice yorulmuştur.
Ama aklı kendisinde değildir.
Bala Hatun (içinden):
"Fatma..."
"Kızım..."
Gözlerini kapatır.
Fatma'nın kendisini yol boyunca nasıl kolladığını hatırlar.
Ne zaman yorulsa durmasını istemiş...
Ne zaman ağrısı artsa dinlenmesi için ısrar etmiş...
Kendisini düşünmeden önce hep onu düşünmüştür.
Bala'nın gözleri dolar.
Bala Hatun:
"Ah kızım..."
"Şimdi ben yanında olmalıydım."
Bir elini duvara dayayıp ayağa kalkar.
Demir kapıya kadar yürür.
Parmaklarını soğuk demirlere geçirir.
Bala Hatun:
"Gardiyan!"
Cevap gelmez.
Bir kez daha seslenir.
Bala Hatun:
"Hey!"
"Biriniz gelsin!"
Uzaklardan ayak sesleri duyulur.
Bir görevli kapının önünde durur.
Gardiyan:
"Ne var?"
Bala Hatun başını dik tutar.
Bala Hatun:
"Yanımdaki genç hatun nerede?"
Gardiyan omuz silker.
Gardiyan:
"Bilmem."
"Sen kuzeydesin."
"O güneyde."
Bala Hatun'un yüzü sertleşir.
Bala Hatun:
"Fatma'ya bir şey oldu mu?"
Gardiyan:
"Bilmiyorum dedim ya."
Görevli uzaklaşır.
Ayak sesleri giderek kaybolur.
Bala Hatun demir kapının önünde bir süre daha bekler.
Sonra yavaşça duvara yaslanır.
Bala Hatun (içinden):
"Orhan..."
"Evladım..."
"Bu haberi aldığında ne yapacaksın?"
"Alaaddin..."
"Fatma'nın başına bir şey geldiğini duyunca nasıl dayanacaksın?"
Bir an durur.
Sonra aklına Evrenos gelir.
Bala Hatun:
"Evrenos..."
Gözlerini kapatır.
Bala Hatun (içinden):
"Sen bunu duyunca ne edeceksin oğlum?"
"Allah sana sabır versin."
---
Güney Zindanı... Yeniden Fatma...
Fatma başını dizlerine yaslamıştır.
Bir süre gözlerini kapalı tutar.
Sonra aniden doğrulur.
Sanki bir şeyi hatırlamış gibi...
Fatma:
"Evrenos..."
Elini boynuna götürür.
Parmakları, kendisine ait eşyaların üzerinde gezinir.
Sonra durur.
Kocasının ona verdiği sözü hatırlar.
Birbirimizi korkutmayacağız.
Birbirimizi ayakta tutacağız.
Fatma derin bir nefes alır.
Fatma (içinden):
"Sen bana dön demiştin."
"Ben de sana döneceğim demiştim."
"Şimdi sen nerede olduğunu bile bilmiyorsun."
"Belki de..."
Sözünü tamamlayamaz.
Ya Evrenos onun esir düştüğünü öğrenmişse?
Ya düşünmeden yola çıkmışsa?
Ya onu kurtarmak için kendisini tehlikeye atarsa?
Fatma'nın kalbi sıkışır.
Fatma:
"Hayır..."
"Evrenos, sakın!"
Sanki onu karşısında görüyormuş gibi başını kaldırır.
Fatma:
"Sakın düşünmeden gelme!"
"Ne olur..."
"Önce aklını kullan."
"Ben buradayım."
"Dayanırım."
Gözleri yeniden dolar.
Fatma:
"Amma sana bir şey olursa..."
Cümlesi yarım kalır.
Başını iki yana sallar.
Fatma:
"Yok."
"Öyle demeyeceğim."
"Allah seni korusun."
Bir süre dua eder.
Sonra sessizce duvara yaslanır.
Yorgunluğu ağır basmaktadır.
Midesindeki bulantı hâlâ geçmemiştir. Başını biraz kaldırınca zindanın taş duvarları gözünde dönüyormuş gibi olur.
Gözlerini kapatır.
Fatma (içinden):
"Biraz dinleneyim."
"Sonra kalkarım."
"Bir yol bulurum."
"Ana'yı da bulurum."
"Evrenos'a da dönerim."
Ama içindeki korku dinmez.
Çünkü Fatma ilk defa yalnızca kendi hayatı için değil...
Sevdiklerinin kendisi yüzünden zarar görmesi ihtimali için de korkmaktadır.
Fatma (fısıltıyla):
"Evrenos'um..."
"Ben seni çok özledim."
Başını duvara yaslar.
Gözleri ağırlaşır.
Bir süre sonra yorgunluktan uykuya dalar.
Demir kapının ardında...
Karanlıkta...
Tek başına...
Ve çok uzakta, kuzey zindanında Bala Hatun da kızını düşünerek sabahı beklemektedir.
İki kadın...
Aynı şehirde...
Birbirlerinden habersiz...
Birbirlerine ulaşmayı umut ederek beklerler.
17 hours ago | [YT] | 13
View 0 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
Konstantinopolis... Güney Zindanı...
Zindan karanlıktır.
Taş duvarların arasından soğuk sızar. Tavandan damlayan suyun sesi, uzun koridorda yankılanır.
Demir kapının ardında Fatma tek başınadır.
Yere oturmuş, sırtını duvara yaslamıştır. Bilekleri bağlarından kurtulmuş olsa da yarası hâlâ canını yakmaktadır.
Bir eli karnının üzerinde durur.
Midesi yine bulanır.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes almaya çalışır.
Fatma (içinden):
"Allah'ım..."
"Yine başladı."
Başını duvara yaslar.
Bir süre öylece kalır.
Sonra midesindeki bulantı yeniden bastırınca öne eğilir. Bir eliyle taş zeminden destek alır, diğer eliyle ağzını kapatır.
Fatma (içinden):
"Şimdi değil..."
"Ne olur, şimdi değil."
Biraz sonra doğrulup duvara yaslanır.
Gözleri demir kapıya kayar.
Kapının ardında kimse yoktur.
Kimse ona seslenmez.
Kimse nerede olduğunu söylemez.
Ne Bala Hatun'un sesini duyar...
Ne Gonca'nın telaşlı konuşmasını...
Ne Halime'nin kendisine takılmasını...
Ne de Evrenos'un o bildik sesini.
Evrenos...
Bu isim aklına düşünce gözleri dolar.
Fatma (fısıltıyla):
"Evrenos..."
Sesi zindanın duvarlarında kaybolur.
Bir an kendisini Rumeli'deki odalarında hayal eder.
Evrenos'un sabah erkenden hazırlanışını...
Kendisi uyurken sessizce odadan çıkmaya çalışmasını...
Ardından onu fark edip peşinden gitmesini...
Bir de o muzip gülümsemesini...
Fatma'nın dudaklarında küçücük bir tebessüm belirir.
Fatma:
"Zır deli..."
Gülümsemesi kısa sürer.
Çünkü şimdi yanında değildir.
Ne elini tutabilir...
Ne de yüzüne bakabilir.
Başını öne eğer.
Fatma (içinden):
"Şimdi yanımda olsaydın..."
"Önce kızardın bana."
"'Fatmam, niye kendini korumadın?' derdin."
"Sonra da..."
"Beni kendine çekip bir daha gözden kaybetmemeye yemin ederdin."
Gözlerinden yaşlar süzülür.
Fatma hemen onları siler.
Fatma:
"Yok..."
"Ağlamak yok."
Kendi kendine böyle söylese de sesi titremektedir.
Fatma:
"Ben Osman Bey'in kızıyım."
"Bacıyan-ı Rûm'un başıyım."
"Bir zindana düştüm diye yıkılacak değilim."
Ayağa kalkmaya çalışır.
Bir eliyle duvara tutunur.
Fakat başı döner.
Olduğu yerde durmak zorunda kalır.
Midesi yeniden bulanır.
Gözlerini sıkıca kapatır.
Fatma (içinden):
"Nedir bu hâlim?"
"Yol boyunca da böyleydim."
"Şimdi de geçmez."
"Yaradan mıdır..."
"Yorgunluktan mıdır..."
"Yoksa başka bir şey mi vardır?"
Cevabını bilmemek içindeki korkuyu büyütür.
Fatma yavaşça yere oturur.
Dizlerini kendine çeker.
Bir an sonra bakışları boşluğa dalar.
Fatma:
"Ana..."
Sesi bu defa daha küçüktür.
"Bala anam..."
"Neredesin?"
17 hours ago | [YT] | 9
View 0 replies
ᴋᴀʀᴀɴꜰɪʟ🌹
Sevda kuşu 💗
---
Orman yolu...
Bir süre sonra Evrenos aniden dizginleri çeker.
Atı sertçe yavaşlar.
Evrenos atından iner.
Dursun da birkaç saniye sonra yetişip atını durdurur.
Dursun:
"Komutan?"
Evrenos çevresine bakar.
Önünde uzanan yolun iki yanını ağaçlar kaplamıştır.
Nereye gideceğini düşünmemiştir.
Nereye gittiğini bile doğru dürüst bilmemektedir.
Yalnızca durması gerektiğini o an anlamıştır.
Nefesi hâlâ hızlıdır.
Başını kaldırıp Dursun'a döner.
Gözleri dolu, sesi kırılmıştır.
Evrenos:
"...Nerede?"
Dursun şaşkınlıkla bakar.
Dursun:
"Ne nerede komutan?"
Evrenos iki elini başına götürür.
Evrenos:
"Fatma!"
"Nerede o?!"
"Konstantinopolis'in neresinde?!"
Dursun'un yüzü düşer.
Yavaşça başını iki yana sallar.
Dursun:
"Bilmiyorum..."
Evrenos olduğu yerde donar.
Dursun bir adım yaklaşır.
Dursun:
"Henüz bilmiyoruz komutan."
"Onu bulacağız."
Evrenos gözlerini kapatır.
Dudakları titrer.
Evrenos:
"Ben..."
"Benim Fatmam'ın nerede olduğunu bile bilmiyorum."
Bir eliyle göğsünü tutar.
Sanki içinde kopan fırtınayı durdurmaya çalışıyordur.
Dursun sessizce yanına gelir.
Dursun:
"Birlikte bulacağız."
Evrenos başını kaldırır.
Gözlerindeki acının yerini yavaş yavaş kararlılık alır.
Evrenos:
"Öyleyse..."
"Önce kim olduklarını bulacağız."
"Kimin emriyle hareket ettiklerini öğreneceğiz."
"Sonra..."
Kılıcının kabzasını sıkıca kavrar.
Evrenos:
"Konstantinopolis'e gideceğiz."
Dursun başını sallar.
Dursun:
"Birlikte."
Evrenos atına döner.
Bu kez aceleyle değil...
Ne yapacağını bilerek biner.
Ama yüzündeki ifade değişmemiştir.
Fatma'nın yaralı olduğunu bilmektedir.
Nerede olduğunu bilmemektedir.
Ve bu belirsizlik...
Evrenos'un yüreğini, karşısına çıkacak bütün düşmanlardan daha fazla sıkıştırmaktadır.Bursa Sarayı... Hatunlar konağı...
Sabahın telaşı henüz dinmemiştir.
Malhun Hatun, Gonca ile Halime'yle birlikte odada oturmaktadır. Masanın üzerinde yarım bırakılmış işler, kenarda katlanmış kumaşlar vardır.
Gonca elindeki kumaşı bırakıp Halime'ye döner.
Gonca:
"Fatma'yla Bala Hatun'un bugün gelmeleri beklenirdi, değil mi?"
Halime başını sallar.
Halime:
"He."
"Fatma ablam gelse de biraz rahatlasak."
Malhun Hatun sessizce onları dinler.
Malhun:
"Yol uzundur kızım."
"Belki bir yerde konaklamışlardır."
Halime gülümsemeye çalışır.
Halime:
"İnşallah ana."
Tam o sırada kapı hızla çalınır.
Tak! Tak! Tak!
Malhun başını kaldırır.
Malhun:
"Gelesin!"
Kapı açılır.
İçeri telaşlı bir alp girer. Soluk soluğadır.
Alp:
"Malhun Hatun..."
"Bir haber var."
Malhun'un yüzündeki ifade ciddileşir.
Malhun:
"De bakalım."
Alp bir an duraksar.
Alp:
"Rumeli yolundan haber geldi."
Halime hemen ayağa kalkar.
Halime:
"Fatma ablam mı geldi?"
Alp gözlerini yere indirir.
Bu hareket, odadaki herkesin içini ürpertir.
Gonca:
"Ne oldu?"
"Niye susarsın?"
Alp derin bir nefes alır.
Alp:
"Bala Hatun'la Fatma Hatun..."
"Yolda pusuya düşürülmüşler."
Bir an...
Odadaki bütün sesler kesilir.
Halime'nin yüzü bembeyaz olur.
Halime:
"Ne?"
Gonca elini ağzına götürür.
Gonca:
"Hayır..."
"Olmaz."
Malhun Hatun hızla ayağa kalkar.
Malhun:
"Ne dersin sen?"
"Kim yapmış bunu?"
Alp:
"Bilmiyoruz Hatun'um."
"Ne Bizans askeri oldukları anlaşılmış..."
"Ne de Moğol."
"Kalabalık bir grupmuş."
"İkisini de esir alıp Konstantinopolis'e götürmüşler."
Halime bir adım geri çekilir.
Başını iki yana sallar.
Halime:
"Yok..."
"Yok, Fatma ablamı alamazlar."
"Anamı da alamazlar!"
Gözleri dolar.
Bir anda kapıya yönelir.
Halime:
"Orhan abime söylemem gerek!"
Malhun hemen kolundan tutar.
Malhun:
"Dur kızım!"
"Orhan Bey haberi aldı mı?"
Alp:
"He Hatun'um."
"Divana haber ulaştırıldı."
Malhun'ın yüzü sertleşir.
Malhun:
"Öyleyse hemen yanına gideceğiz."
Gonca da ayağa kalkar.
Gonca:
"Ben de gelirim."
Malhun başını sallayarak kapıya yönelir.
Malhun:
"Haydi!"
"Vakit kaybetmeyelim."
---
Bursa Sarayı... Koridor...
Üçü hızla divan odasına doğru ilerler.
Halime'nin gözleri doludur. Yürürken ellerini birbirine kenetlemiştir.
Halime:
"Gonca..."
Gonca ona döner.
Gonca:
"He?"
Halime:
"Fatma ablam yaralı mıymış?"
Gonca cevap veremez.
Çünkü kendisi de aynı sorunun cevabını beklemektedir.
Malhun Hatun durup ikisine bakar.
Malhun:
"Dinleyin beni."
"Şimdi korkuya kapılmak yok."
"Fatma güçlüdür."
"Bala Hatun da öyle."
"İkisi de kolay kolay teslim olmaz."
Halime başını kaldırır.
Halime:
"Amma esir düşmüşler ana..."
Malhun'un yüzü yumuşar.
Halime'nin omzuna elini koyar.
Malhun:
"Biliyorum kızım."
"Amma daha ne olduğunu tam bilmiyoruz."
"Önce öğreneceğiz."
Sonra kararlı bir şekilde yeniden yürümeye başlar.
---
Divan odası...
Kapı açılır.
Orhan'ın yerinde olmadığını gören Malhun, içerideki beylere döner.
Malhun:
"Orhan Bey nerede?"
Bir alp cevap verir.
Alp:
"Atını hazırlatıyordu Hatun'um."
"Anamla bacısını kurtarmak için yola çıkmak ister."
Malhun derin bir nefes alır.
Malhun:
"Onu bulun."
"Öfkeyle tek başına yola çıkmasına izin vermeyin."
Halime hemen öne çıkar.
Halime:
"Ben de gelirim!"
Malhun ona döner.
Malhun:
"Halime..."
Halime:
"Fatma ablam benim!"
"Onu orada bırakmam!"
Gonca, Halime'nin elini tutar.
Gonca:
"Ben de bırakmam."
"Amma önce ne yapacağımızı bilmeliyiz."
Malhun ikisine de bakar.
Ardından divanın ortasına yürür.
Malhun:
"Öyleyse iyi dinleyin."
"Orhan Bey'i durduracağız."
"Alaaddin'le konuşacağız."
"Dursun'un nerede olduğunu öğreneceğiz."
"Ve o iki hatunun izini bulacağız."
Sesi kararlı, bakışları serttir.
Malhun:
"Fatma'yı da Bala Hatun'u da geri getireceğiz."
Halime gözyaşlarını siler.
Halime:
"İnşallah..."
Gonca onun elini daha sıkı tutar.
Gonca:
"Birlikte getireceğiz."
Malhun başını kaldırır.
Malhun:
"Bu sarayın bacısı da anası da sahipsiz değildir."
"Haydi!"
Üçü birden divandan çıkar.
Bursa Sarayı'nda artık tek bir mesele vardır:
Bala Hatun ile Fatma'yı Konstantinopolis'ten sağ salim geri getirmek.
17 hours ago | [YT] | 7
View 0 replies
Load more